ben mi abartıyorum bilmiyorum ama diziyi izlerken her şey anlamlı bir metafor gibi geliyor. örneğin bu bölümde benliğinden kopmuş insanların hiçbir şey hissetmedikleri boş bir kabuk gibi yaşadıkları yeri gördük. benliklerinden kastım onları onlar yapan şey, Lyra için Pan gibi. oranın ölenlerin gitmesi gereken yer olduğu zannedilirken aslında bir esir kampı işlevi gördüğü ortaya çıktı, bir çeşit araf gibi. tepelerindeki korku kaynağı yüzünden birbirleriyle iletişim kurmaları bile tehditle sonuçlanır hale gelmiş. bu da tıpkı günümüzdeki gerçekler konuşulmasın, bozukluklar sorgulanmasın diye dayatılan otosansür gibi. oradakiler Lyra sayesinde unuttukları benliklerini hatırladılar ve umutlarını geri kazandıklarında üstlerindeki (tabiri caizse) ölü toprağından silkelenmeye başladılar. şahsen bunun sistem tarafından elinden benliği, umudu alınan insanların nasıl bir karanlığa hapsedildiklerini simgelediğini düşünüyorum